alış veriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alış veriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2017 Çarşamba

Tavsiye : Fön Makinesi (Etap 3200s)

Bu yayında sizlere severek kullandığım bir ürünü tavsiye edeceğim. Hiç yapmadığım bir şey ama bu üründen çok memnun olduğum için özellikle tavsiye etmek istedim.  

İlla ki hepimizin evinde bir saç kurutma makinesi vardır. Ancak bazılarımız benim gibi bu işi abartmış olduğundan, saç kurutma, maşa, fön, şekillendirici vb gibi bir sürü ürün bulundurmaktadır. Bu kadar ürüne sahip olmamıza rağmen genellikle saçlarımız hiç istediğimiz gibi olmaz. Hatta ve hatta kuaföre gittiğimizde bile istediğimiz sonucu alamayabiliyoruzdur. 




En azından benim için bu makineye sahip olana kadar durum böyleydi! 



Saçım oldukça kıvırcık ve ince telli. Elimdeki ürünlerle saçlarımı şekillendirmeyi başarabiliyorum ancak çabuk bozuluyordu. Kuaförde ise genellikle saçlarınız çok kıvırcık olduğu için düzelmiyor, çok ince telli olduğu için kabarıyor, bütün sorun sadece sizin saçlarınızda gibi birçok sinir bozucu yoruma maruz kalıyordum. (Kıvırcık saçlarım için instagrama buyurunuz) Onun içindir ki çok mecbur kalmadıkça kuaföre gitmez oldum.  


Bunun yanında benimki gibi saçın kimsede olmadığını o açıdan çok şanslı olduğumu söyleyen ve istediğimden de güzel fön çekebilen kuaförler olduğunu da inkar etmemeliyim.



Mesela bu fönü çeken arkadaş takdir edilmeli bence :) demek ki olabiliyormuş!   

Dediğim gibi ben yapınca oluyordu ama çabuk bozuluyordu, bunun sebebinin saçımın fazla kuru olması olduğunu fark ettim ve biraz saçımı nemlendirmeye çalıştım. Evet artık elimdeki saç kurutma makinesiyle de iyi sonuçlar alabiliyordum. En azından bana yetiyordu ve kuaföre de mecbur kalmadıkça gitmiyordum. Zaten en yakın kuaförle aramızda 3 km mesafe var :) benim ise o kadar boş vaktim yok. 


Nihayetinde yıllardır kullandığım saç kurutma makinem bozuldu. Artık fön işini kendi başıma yapmaya karar verdiğim için iyi bir fön makinesi almanın vakti gelmişti. 

Bunun için profesyonellerin kullandığı makineleri araştırmaya başladım. Önce ünlü markalara göz attım ama haklarında yapılan yorumlar hiçte hoşuma gitmedi. Çoğunluk Etap markasının mükemmelliğinden bahsediyordu. Neredeyse kullanan herkes memnundu. 

Şimdi çoğumuzun aklından "böyle profesyonel bir makineyle saçlarımızı yakma ihtimalimiz çok yüksek değil mi" diye geçiyordur. Ancak öyle değil, araştırmalarım ve deneyimlerim neticesinde fön makinesinin değil kalitesiz fön fırçasının saçı yaktığını keşfettim. Çünkü naylon fırça kılları fön makinesinin sıcaklığına dayanamayarak eriyor ve saça yapışıyordu. Bakımlı bir saç, iyi bir fırça ve düzgün kullanılan bir makine ile saçınıza zarar vermeniz mümkün değil.  


Saçıma şu şekli vermem sadece 15 dakika. Sabah evden çıkmadan önce alelade çekilmiş bir fön! Kendi saçına fön çekmek evet biraz daha zordur, bu nedenle çok mükemmel sonuçlar alamasam da bu kadarı benim için yeterli oluyor. Sonuçta kendim yaptım, ben bir profesyonel değilim ve kendi ihtiyacımı karşılamaktan başka amacım yok. Aynı amatörce başladığımız dikişteki gibi :)   



Bunlar sadece amatör kullanıcı yorumları. Ben aylardır kullanıyorum ve çok memnun olduğum için sizlerle de paylaşmak istedim. 

Ayrıca ürün özelliklerinden bahsetmeyeceğim çünkü bu ürün bir çok alış veriş sitesinde mevcut ve isteyen özellikleri ve fiyatı hakkındaki bilgilere kolayca erişebilir. Mesela ben buradan aldım. Performans ve fiyat kıyaslaması yapıldığında markalı ürünlerden daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. 


Faydalı bir yayın olmasını diliyor ve okuyan herkese sevgilerimi sunuyorum :) 

Hayırlı cumalar 








17 Kasım 2015 Salı

Blogger Bazaar 7 Etkinliği


Bu hafta sonu, facebook ve  Instagram hesaplarımdan da duyurduğum gibi blogger Bazaarr 7 Etkinliğine katıldım. Aslında etkinlikten 3-4 gün önce haberdar olmuştum. Hafta sonu da oğlumun doğum günü partisi sebebiyle çok yoğun olacaktı ama ben yine de katılmayı çok istiyordum. Cumartesi doğum gününü yaptık, pazar günü de ben işlerimi halledip etkinliğe kaçtım. Yalnız gittiğim için çok keyifli olmasa da en azından ortamı görme, sevdiğim bir iki bloggerla tanışma fırsatı buldum. 

En başından nasıl gittim, ne yaptım, kimleri gördüm, neler aldım tek tek anlatmaya başlıyorum. 


Ne zaman kendim için bir plan yapsam mutlaka bir aksilik çıkar! 

Ben çok rahat gideceğimi sanıyorken, hafta sonu maraton olduğunu ve bir çok yolun kapalı olduğunu öğrendim. Ancak, etkinliğin yapılacağı otel evimize uzak olmasına rağmen kendime çizdiğim güzergahla rahatça gidebileceğimi düşündüm. Toplu taşıma araçlarını kullanacaktım ve kısa zamanda etkinliğin yapılacağı otele ulaşacaktım. Metroya yakın bir semtte oturduğumuz için önce metroya binecek ve İTÜ durağında inip 5 dakika yürüyerek otele ulaşacaktım. Saat 14 gibi yola çıktım! 

Günlerden pazar ve hava da güzel olunca benim gibi herkes sokaklara atmış kendini ve bir yerlere gitmeye çalışıyordu. Ama gitmek ne mümkün, otobüslerin hiçbiri gitmesi gereken istikamete gitmiyordu. Metro durağından geçmesi gerekenler metroya gelmeden geri dönüyordu. Neyse ki 10 dakika kadar bekledikten sonra metro durağından geçen tek otobüs geldi ve bindim. 


Saat 14.30 gibi Metro peronuna indim! Ama sadece indim, binemedim!!! Şansıma metro bozulmuştu. Yarım saat araç gelmedi. Yarım saat sonra gelen araçlara ise binmek kesinlikle mümkün değildi. Kendime 10 dakika verdim. Eğer 10 dakika içinde binebileceğim bir araç gelmezse eve dönecektim. Alışmıştım artık kendim için yaptığım her şey de aksilik çıkmasına, garipsemedim. Kendime fazladan verdiğim 10 dakikayla birlikte 40 dakikamı metro peronunda geçirdikten sonra gelen aracın kapı kenarında bir yer bulup ilişiverdim. İTÜ durağında indim!


Otel ve durak öyle bir yerde ki indiğiniz yerden otele gitmek için tam bir zig zag çizmeniz gerekiyor. Terziyiz ya zig zag bizim işimiz dedim, pes etmedim ve o yolu da hallettim.   


Nihayet otele girebildim! 



Blogger Bazaar için otelin üçüncü katında bir salon ayrılmıştı. Baştan bakmayı planladığım standların hepsini unutup yabancı yabancı dolaştım aralarında. Hepsi çıktıktan sonra aklıma geldi. 

Sosyal medyadan da takip ettiğim Paw by Nes ve Elvin Levinler'in standlarını özellikle ziyaret etmek istiyordum, fotoğraflarını da çektiğim halde standlarına öylece uzaktan bakıp geçmişim. 


Yine sen çok biliyorsun'un standını da çok merak ediyordum. Onunda önünden geçip gitmişim. O kadar çok stand vardı ki o an hiçbiri aklıma gelmedi. 






Daha sonra yeni takip etmeye başladığım bloggerlardan biri olan Özge Çelik'e uğradım. Çok garip ama ilk gördüğünüz anda pozitif enerjisini hissediyorsunuz. Resmen ışık saçıyor etrafına, bakar mısınız gülüşünün güzelliğine.   


Özge Çelikten sevdiklerime hediye etmek için bu şirin bileklikleri aldım. Sonra niye daha fazla almadım diye çok pişman oldum. 

  



Yine görmeyi çok istediğim standlardan biri de"Sormak, bilmekten iyidir diyen" Soran anne Çiğdem hanım'ın standıydı. Çok şirin örgü bebekler vardı standında. Aslında bebek almak gibi bir niyetim hiç yoktu sadece tanışmak için uğradım yanına. Çok yeni takip etmeye başladığım bir blogger olduğu için de Zuzucanların kendi üretimi olduğundan hiç haberim yoktu. 

Bana bebeklerin %100 Türk malı olduğunu, sigara içilmeyen ortamda ev hanımları tarafından üretildiğini, boncuk, metal, ahşap ve plastik içermediği için tamamen sağlıklı ve güvenli olduğunu anlattı. Hiç aklımda yokken çok anlamlı bir hediye olacağına inandırdı beni. 



Hem çok da şirinler baksanıza, sizce de öyle değil mi?  

Ben bir akrabamızın 1 yaşındaki bebeği için Kıpırcan'ı aldım. İnşallah kendisi de sever oyuncağını.  


Bu arada etkinlikten ayrıldıktan sonra o gün Çiğdem hanımın doğum günü olduğunu öğrendim. Kendisine sevdikleriyle nice mutlu yıllar diliyorum :)  

Geçen sene kaçırdığım Blogger Bazaar'a bu sene katılabilmiş olduğum için çok mutluyum. Seneye kısmet olursa bende kendi standımı açabilmeyi, olmadı daha çok bloggerla tanışıp onlarla birlikte misafir olarak katılmayı diliyorum.  

30 Ekim 2014 Perşembe

Veeeee Hande Çarşamba pazarına gideeeer :)

Takip edenler Fatih çarşamba pazarına bir türlü gidemediğimi bilirler. Hatta bayramda hevesle gittiğimde de, pazar kurulmadığı için hevesim kursağımda kalmıştı.    
Ama sonunda başardım, sonunda yıllardır gitmek istediğim şu çarşamba pazarını keşfettim.


12 Ağustos 2014 Salı

Yine Bakırköy cumartesi pazarı

Bazı arkadaşlar kızıyor diye paylaşmayacaktım ama nasılsa facebookta yakalandım hadi yazayım bari dedim :) ne yalan söylim zaten yazmaya da niyetim vardı yaaa :D  

ama çok güzel şeyler buldum bu sefer gerçekteenn :)

ne diyim darısı pazara gitmek isteyenlerin başına :)

O zaman hadi okuyalım;
 
Geçtiğimiz günlerde hafif tırlatma belirtileri göstermeye başlayınca eşim kolumdan tuttuğu gibi doktora götürdü beni. Ben deniz ise doktoru beğenmeyip haybeye verdiği tahlilleri yaptırmadan hastaneyi terk ettim.  

Neymiş efendim %99 sonucu belliymiş ama %1’lik ihtimali de araştırmalılarmış, biz yine de tahlilleri yaptıralımmış. Oldu canıımm biz de zaten sokaktan topluyorduk parayı.

Neyse yaptırmadım tahlilleri, çıktık eşimle güzel bir kahvaltı ettik. Sonrada ne yapsak diye düşünmeye başladık. Tesadüfen de hastane Bakırköy pazarına çok yakındı, vaktimiz de vardı dedim ki "sen beni pazara götür hem beraber gidersekte erken çıkarım" diye de söz verdim.  Vermez olaydım pazara girdiğimizin ilk 10 dakikasında başladı dırdır etmeye. Şaka maka bir saat dolaştırmışım pazarda onu. Ama o bir saatte o baskı altında öyle güzel şeyler seçtim kiiii.
"Her seferinde mi bayılıyorum aldığım şeylere yoksa bu sefer mi çok bayıldım emin değilim ama aldıklarıma çok aşık oldum."
Bunun verdiği mutlulukla pazardan çıkarken hastalık falan kalmamıştı bende. İlacım bu muymuş ne!
Doktooooooor sen reçeteye bir kaç doz kumaş pazarı, bir de bir kaç saat dikiş terapisi yazzzz!!! :)

Uzatmayayım ve sizi benim güzel kumaşlarımla tanıştırayım.
Şunun desenlerinin güzelliğine bakar mısınız, Japon çiçekleri gibi. Gömleklik incecik bir kumaş. Ne yapsam bilemiyorum, desenleri kaybolsun da istemiyorum. Fikir verirseniz fena olmaz.   
 
Niye aldığımı bilmediğim kumaşlardan biri. Şifon
 
Şifon, saten ve payetli kumaşlarım. Payetli olan iki küçük parça halinde aldım zaten metre işi olanlar çok pahalı, almam onlardan ben. 
İlk defa leopar kumaş aldım. Ne olacak bilemiyorum.
 
Sarı etek ucu fistolu kumaş, bluz yapmayı düşünüyorum.
 
Pudra pembesi bluzluk pamuklu penye, beyaz olan ise ipek saten gibi bir şey. Pudra pembesini yarasa kol bluz olarak kestim bile.
 
Jarse, penye karışımı esnek bir kumaş. Bunu da kestim elbise oluyor kendisi
 
Bu pembe dantel kumaşın aynısından Nilgün elbise dikmişti. Görür görmez hiç düşünmeden aldım. Kıskanç mıyım ne!!!
 

Bunlarda duck kumaşlarım önlük olacaklar inşallah.

Artık uzun bir süre kumaş almak istemiyorum bende. :) Elimdekileri bitiremem belki ama en azından biraz azaltsam iyi olacak.

Bu arada Kimono yazıma bir sürü güzel yorumlar yazan güzel arkadaşlarım hepsini tek tek okudum ve tek tek cevap yazmak istiyorum ama sürekli araya bir şeyler giriyor. Geçte olsa ilk fırsatta hepsine cevap yazacağım inşAllah.

Hepinize yazılarımı okuduğunuz ve yorumladığınız için çok çok teşekkür ederim. İki kelimelik bir mesaj bile beni çok mutlu ederken siz kelimelerce yazıyorsunuz ya o elleriniz dert görmesin :)

Çok teşekkürler




 
 
 
 

24 Şubat 2014 Pazartesi

Bakın ne buldum; Burda Dikiş Okulu

Geçen gün Burda'nın Klasikler sayısını almak için Nezih kitapevine uğradım. Ama nezihin o nezih rafına yaklaştığımda başka birşey gördüm.
 
Burda'nın Dikiş Okulu dergisi. Üzerinde Resimli anlatımlarıyla adım adım dikiş keyfi yazıyordu. Belki de tam aradığım şey buydu! Hemen kaptım ve diğer dergiyi aramadan ödemeyi yapıp hızla oradan uzaklaştım.
 
 
Tahmin ettiğim gibi geçmiş Burda sayılarındaki dikiş okulu sayfaları bir dergide toplanmıştı. Ama olsun bendeki dergilerde bu modeller yoktu.


16 Aralık 2013 Pazartesi

Bakırköy cumartesi pazarı kumaşları!

Günaydıııınnn,
 
Cumartesi günü doktor kontrolüm vardı tam da hastane pazardan bir durak sonra. Ne yapayım dayanamadım kar, kış, soğuk demedim önce üşendim sonra üşenmedim kalktım Bakırköy cumartesi pazarına gittiiiim. Pazar yine kalabalıktı tabi, soğuk dememiş gelmiş hanımlar. Çok didikleyemesem de ihtiyacım olan bir kaç parça kumaşı alıverdim. Bu pazarı pek sevmesem de bu sefer ucuz gibime geldiği için azcık gözüme girdi. :)  




16 Eylül 2013 Pazartesi

bizi anlatıyor :)

Bu kupayı kesinlikle biz dikiş severler için tasarlamışlar. 
Hafta sonu Migros'a gittiğimizde görür görmez üzerine atladım bu kupanın. Artık ofiste çaylar daha bir lezzetli benim için.