tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2017 Salı

Göz Migreni - 2

Merhaba,  

Bir dikiş blogu yazdığım halde, 2014 yılında göz migreni hakkında yazdığım bu yazı en çok okunan ve en çok soru aldığım yazılarımdan biri oldu! :) 

Bu rahatsızlığı yaşayanlardan sık sık nasıl oldu, neler yaptınız, şimdi nasıl, geçti mi gibi sorular aldığım için yaşadığım süreç ve son durumla ilgili genel bir yazı yazmak istedim. 


İlk olarak şunu söylemeliyim, evet can sıkıcı bir rahatsızlık ama çaresi de yok değil. Allah dermansız dert vermesin diyelim ve halimize şükredelim. 



Şimdi kısaca o dönem neler yaşadığım, devamındaki ilaç tedavisi ve şuan ki süreçle ilgili bilgiler vermeye çalışayım. 



İlk atağı yaşadığımda eşimle sokaktaydık ve ben birden insanların yüzlerinin sol tarafını özellikle gözlerini görememeye başladım. Bir bütün olarak insanlara baktığımda bulanıkta olsa görebiliyordum ama yüzlerine baktığımda sol taraflarını göremiyordum. O anda eşimin koluna sıkıca sarıldım ve "sanırım kafayı üşüttüm" dedim. Evet o anda benim gibi ya gözlerinizi ya da akıl sağlığınızı yitirdiğinizi düşünebilirsiniz ancak paniklemeye gerek yok! 

Yarım saat kadar yolumuzun üzerindeki her şeye dikkatlice baktım ama değişen bir şey olmadı. Yarım saat sonra ise ensemden başlayan bir ağrı ile gözlerim düzeldi. Takip eden günlerde gittiğimiz bir Nörolog ve bir Psikiyatrist durumu anlamayınca benim ataklarım haftada üç defaya kadar çıkmaya başladı. Artık tek başıma sokağa çıkmaya korkar olmuştum çünkü ne zaman ve ne şiddette olacağı hiç belli olmuyordu. Olduğu anda ise en az yarım saat oturup geçmesini beklemem gerekiyordu. Daha sonra başka bir Nörolog doktora gittik, nihayet o teşhis koyabildi ve başladı tedavi süreci.


Verdiği ilacın ilk kutusunu bitirdiğimde ataklar neredeyse kesilmişti. Ancak doktor ilacı üç ay daha kullanmam gerektiğini söylemişti. İlaca devam ettim fakat o süreçte bir şeyler ters gidiyordu ve ben farkında değildim! 



Hadi itiraf edin, sizinde aranızda benim gibi ilaç prespektüsündeki yan etkileri okuduktan sonra kendini dinleyip ilacın yan etkilerini görmeye başladığına inananlarınız vardır :) hadi hadiii! Ben eskiden inanırdım ve bu migrenden kurtulmak için üç ay boyunca ilacın yan etkilerini okumadan ilaca devam ettim. Bu üç aylık dönemde tamamen farklı bir Hande olmuş, bomboş bakıyor, kimseyle iletişim kuramıyor ve aşırı kilo alıyordum. Herkes neyin var diye sorup duruyor, nasihatler ediyorlardı ama benim bir şeyim yoktu! Nihayet durumdan şüphe edip ilacın yan etkilerini okumaya karar verdiğimde, tüm belirtilerin bende nüksettiğini gördüm. Migren ataklarım da geçtiği için tekrar ederse doktora gider başka bir ilaç isterim diyerek ilacı bıraktım. Zamanla kendime geldim ama kilolar kaldı. Bu tür ilaçları kullanırken tuz alımına çok dikkat etmek gerekiyormuş. Doktor beni bu konuda uyarmadığı için herhangi bir diyet uygulamadım ve kilo almam kaçınılmaz oldu. Prespektüs meselesini merak ediyorsanız da, artık her ilacın yan etkisini okuyorum ilaç dokunacaksa okusanız da okumasanız da dokunuyor zaten. Saçma ve komik belki ama böyle hissedenler için bunu da özellikle yazdım.    



Eveeet, yaklaşık 7-8 ay öncesine kadar hiç migren atağı yaşamamıştım. Ama bir gün yine oldu! Çok hafifti ve 5-10 dakika içinde yerini baş ağrısına bırakarak geçti. Şimdilerde ara ara özellikle sağ kaşımın üstünde bir ağrı ve hafif bir bulanık görme şeklinde kendini gösteriyor. Sanırım seyrini biraz değiştirdi artık. 



Bu süreçte öğrendim ki bunu tetikleyen faktörlerden en önemlisi göz yorgunluğu! Bende uykusuzluk, güneşin ve bilgisayar, televizyon, telefon gibi cihazların aşırı ışığına maruz kalmak migren ataklarının gelişmesine sebep oluyor. Evet yaklaşık 20 yıldır günde 8 saat bilgisayar karşısında çalışıyorum ama bende migrene sebep olan faktörlerden biri de maalesef gece yarılarına kadar dikiş dikmiş olmamdı! Düşünsenize bütün gün bilgisayar karşısında çalışmışsınız, uykusuzsunuz ve inatla gecenin bir yarısı loş ışıkta dikiş dikmeye çalışıyorsunuz ve ertesi gün 2-3 saat uyku ile tekrar işe gidiyorsunuz. Böyle bir düzende migren hastası olmamanız için hiçbir sebep yok. 



Peki ben ne yapıyorum... 

Benim migren ataklarım, genellikle uzun süre bilgisayar karşısında dikkat gerektiren işler yaptığımda, telefona uzun süre baktığımda, güneşe gözlüksüz çıktığımda yani kısaca gözlerimi çok yorduğum zamanlarda tekrar ediyor. Dediğim gibi full sekiz saat bilgisayar karşısında çalışıyorum ve işim dışında internetteki çok uzun yazıları okumamaya, videolar izlememeye özen gösteriyorum çünkü uzun süre ekrana odaklandığım da görme bozukluğu başlıyor ve ertesi gün mutlaka baş ağrısı çekiyorum. 


Özellikle telefon! Mesela instagram da uzun süre dolaşmak benim için tam bir migren tetikleyici. Ekranın ışığı ve o kaydırma hareketi gözleri inanılmaz yoruyor. Onun için eğer gün içinde çok yorulduysam telefona bakmamaya çalışıyorum dayanamayıp bakarsam da kısa süreli de olsa tercihimi instagramdan yana kullanıyorum, napiiimm :) Neyse ki televizyon izlemek gibi bir alışkanlığım yok da ondan kurtardım :) 

        
Onun dışında uyku çok önemli, doktorlar 5 saati deliksiz en az 8 saat uykunun şart olduğunu söylüyorlar. Benim uyku düzenim bozulduğu zaman da migren atağım başlıyor.  


Veee kafein kullanımına dikkat etmek gerekiyormuş. Mesela çok sevsem de kahve bana dokunuyor ama günde bir adet Türk kahvesi tüketilmesinin migrene iyi geldiğini söyleyenler de var. Bunu doktora danışmak lazım! Diğer alkol ve sigara kullanımının sakıncalarından ise bahsetmeme gerek yoktur sanırım. Direk yeşilaycı olmanızı tavsiye ederim ;)   



Yukarıda da dediğim gibi ben de migrenin seyri biraz değişti, bazen sadece ufak bir ağrı, bazende bulanık görme şeklinde gösteriyor kendisini. Böyle durumlarda eğer önlem almazsam üç gün süren bir baş ağrısı serüveni başlamış oluyor. Bunun için hissettiğimde hafif bir ağrı kesici alıyor ve uykuma dikkat etmeye çalışıyorum. 



Aslında özetle mesele gözleri çok yormamak, sağlıklı beslenmek ve düzenli uyumak.   

  
Bunlar tamamen kendi deneyimlerim, tabii ki size en doğru bilgi ve tavsiyeyi doktorunuz verecek. 


Dilerim göz migreni yaşayanlar için faydalı bir yayın olmuştur. Gerçi bir migren hastasının bunu okuması migren tetikleme sebebi ve benim bile yazıp kontrol ederken bir kaç defa migrenim tuttu ama bir seferlik okuyacağız artık :) 



Allah bütün hastalara şifalar versin inşallah. 


Herkese bol sağlıklı günler.


Hande 
     

11 Ocak 2017 Çarşamba

Tavsiye : Fön Makinesi (Etap 3200s)

Bu yayında sizlere severek kullandığım bir ürünü tavsiye edeceğim. Hiç yapmadığım bir şey ama bu üründen çok memnun olduğum için özellikle tavsiye etmek istedim.  

İlla ki hepimizin evinde bir saç kurutma makinesi vardır. Ancak bazılarımız benim gibi bu işi abartmış olduğundan, saç kurutma, maşa, fön, şekillendirici vb gibi bir sürü ürün bulundurmaktadır. Bu kadar ürüne sahip olmamıza rağmen genellikle saçlarımız hiç istediğimiz gibi olmaz. Hatta ve hatta kuaföre gittiğimizde bile istediğimiz sonucu alamayabiliyoruzdur. 




En azından benim için bu makineye sahip olana kadar durum böyleydi! 



Saçım oldukça kıvırcık ve ince telli. Elimdeki ürünlerle saçlarımı şekillendirmeyi başarabiliyorum ancak çabuk bozuluyordu. Kuaförde ise genellikle saçlarınız çok kıvırcık olduğu için düzelmiyor, çok ince telli olduğu için kabarıyor, bütün sorun sadece sizin saçlarınızda gibi birçok sinir bozucu yoruma maruz kalıyordum. (Kıvırcık saçlarım için instagrama buyurunuz) Onun içindir ki çok mecbur kalmadıkça kuaföre gitmez oldum.  


Bunun yanında benimki gibi saçın kimsede olmadığını o açıdan çok şanslı olduğumu söyleyen ve istediğimden de güzel fön çekebilen kuaförler olduğunu da inkar etmemeliyim.



Mesela bu fönü çeken arkadaş takdir edilmeli bence :) demek ki olabiliyormuş!   

Dediğim gibi ben yapınca oluyordu ama çabuk bozuluyordu, bunun sebebinin saçımın fazla kuru olması olduğunu fark ettim ve biraz saçımı nemlendirmeye çalıştım. Evet artık elimdeki saç kurutma makinesiyle de iyi sonuçlar alabiliyordum. En azından bana yetiyordu ve kuaföre de mecbur kalmadıkça gitmiyordum. Zaten en yakın kuaförle aramızda 3 km mesafe var :) benim ise o kadar boş vaktim yok. 


Nihayetinde yıllardır kullandığım saç kurutma makinem bozuldu. Artık fön işini kendi başıma yapmaya karar verdiğim için iyi bir fön makinesi almanın vakti gelmişti. 

Bunun için profesyonellerin kullandığı makineleri araştırmaya başladım. Önce ünlü markalara göz attım ama haklarında yapılan yorumlar hiçte hoşuma gitmedi. Çoğunluk Etap markasının mükemmelliğinden bahsediyordu. Neredeyse kullanan herkes memnundu. 

Şimdi çoğumuzun aklından "böyle profesyonel bir makineyle saçlarımızı yakma ihtimalimiz çok yüksek değil mi" diye geçiyordur. Ancak öyle değil, araştırmalarım ve deneyimlerim neticesinde fön makinesinin değil kalitesiz fön fırçasının saçı yaktığını keşfettim. Çünkü naylon fırça kılları fön makinesinin sıcaklığına dayanamayarak eriyor ve saça yapışıyordu. Bakımlı bir saç, iyi bir fırça ve düzgün kullanılan bir makine ile saçınıza zarar vermeniz mümkün değil.  


Saçıma şu şekli vermem sadece 15 dakika. Sabah evden çıkmadan önce alelade çekilmiş bir fön! Kendi saçına fön çekmek evet biraz daha zordur, bu nedenle çok mükemmel sonuçlar alamasam da bu kadarı benim için yeterli oluyor. Sonuçta kendim yaptım, ben bir profesyonel değilim ve kendi ihtiyacımı karşılamaktan başka amacım yok. Aynı amatörce başladığımız dikişteki gibi :)   



Bunlar sadece amatör kullanıcı yorumları. Ben aylardır kullanıyorum ve çok memnun olduğum için sizlerle de paylaşmak istedim. 

Ayrıca ürün özelliklerinden bahsetmeyeceğim çünkü bu ürün bir çok alış veriş sitesinde mevcut ve isteyen özellikleri ve fiyatı hakkındaki bilgilere kolayca erişebilir. Mesela ben buradan aldım. Performans ve fiyat kıyaslaması yapıldığında markalı ürünlerden daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. 


Faydalı bir yayın olmasını diliyor ve okuyan herkese sevgilerimi sunuyorum :) 

Hayırlı cumalar