mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2017 Perşembe

HOBBY İSTANBUL ETKİNLİKLERİ - 1 "ÖRGÜ"

Merhabalar, 

29 Ocak Pazar günü hobi sever dostlar ile birlikte güzel bir etkinlik gerçekleştirdik.

Biliyorsunuz dikiş için zamana ihtiyaç olduğu gibi mekana da ihtiyaç var ve dikiş malzemelerinizi rahatça kullanabileceğiniz bir düzeniniz yoksa dikiş dikmek "cıks" biraz imkansız oluyor. Bütün dikiş malzemelerim balkonda kaderine terk edilmiş olduğu ve benim onları düzenleyecek vaktim olmadığı için uzun zamandır dikişe vakit ayıramıyorum. Bu dikişsiz geçen zamanlarda boş duramayınca daha temiz ve masrafsız olan hobilere özellikle de her kış olduğu gibi örgü işine sardım. Elimde değil boş duramıyorum! Örneğin; geçtiğimiz haftalarda biraz rahatsızlandım, serum verdiler, eve gelip biraz dinlenip, başımın ağrısı, midemin bulantısı hafifleyip bitim kanlandıktan sonra yattığım yerde örgümü aldım yine elime 
😄 

Neyseee;
Hobby İstanbul Etkinlikleri, konulu etkinlikler olduğu ve ben bu aralar örgüye sardığım içindir ki, ilk etkinliğimizin konusu "Örgü" oldu ve etkinliğimize, el örgü iplikleri sektörünün öncü isimlerinden Nako İplikleri (instagram sayfası için ) ürün sponsorumuz olarak destek verdi. Nako İplikleri ürün kalitesinin yanı sıra hobi severlere destekleri ile de ünlü bir firmadır. Desteklerine tekrar sonsuz teşekkürler ediyorum.  
  



 Mekanımız Beşiktaş'ta bahçe içinde, sessiz, sakin ve huzurlu havasını sevdiğim Yıldız Bahçe Restaurant'dı. Burayı mutlaka bir kere ziyaret edin derim. Zaten sonra tekrar gelmek istersiniz! Şehir içinde bulabileceğiniz en huzurlu mekan. Kışın mekana kuzine kurulduğunu bilmiyordum. Görünce çok sevindik, yünlerimizi alıp sıcacık sobanın başına geçtik hemen. Zaten örgü denince benim aklıma sıcacık bir oda, çay ve tatlı sohbetler geliyor! 


Tam bir örgü sevdalısı ve bu konuda oldukça yetenekli olan sevgili kardeşim de mekanı hazırlamak ve misafirlerimizi ağırlamak konusunda bana yardımcı oldu. 







Nako çok cömert davranmış ve paketine yünler ve şişlerin yanında bu iki dergiyi de eklemiş. Bunları ve sevgili Merve'nin el emeği sevimli tavşancığını çekiliş ile üç kişiye hediye ettik. Çekiliş videosunu da aşağıda izleyebilirsiniz. 

   










Sevgili Durunun annesi kendi ördüğü bir atkıyı getirmişti örnek olarak. Dört farklı iple harika bir model çıkarmış, hepimize fikir oldu ellerine sağlık.  

vee bakalım kimler kimler varmış etkinliğimizde,  



Güzel gözlü Irmak  
Nehrimarifetırmak olarak onu tanımayan, güzel kızlarına ve kendisine diktiklerine hayran olmayan yoktur sanırım  



On parmağında on marifet, tam bir hobi sevdalısı atölyenott 'un marifetli yazarı sevgili Nüket 



O güzel enerjisi ve gülen yüzüyle günümüze renk katan, dikiş ustalarımızdan 
Dikişin yanında @nazik_atolyem ile harikalar yaratmaya devam ediyor, duyduk duymadık demeyin ;) 



Eteklerin ustası, dikiş sevdalısı, gönlü güzel, kendi güzel, hünerli modelistimiz sevgili @fatma_guler_akdogan 



http://www.enduruyanim.com/ blogunun sahibesi, güzel Duru'nun zarif annesi. Dikişteki ustalığı takdir edilesi, marifetli bir hobi sever ve harika bir anne @durununannesi   



Aramızdaki tek gerçek örgücü :D güzeller güzeli Merve idi. İşinde nasıl titiz nasıl özenli, ben hesabını her ziyaret ettiğimde kayboluyorum. Size de instagram da @mervecrafts 'a bir uğramanızı tavsiye ederim. 



Taaa uzaklardan ailesini ziyarete gelip kendini etkinlikte bulan, hem marifetli hem de işinde usta bir modelist, sevgili @daphne_dikis zerafetiyle renk kattı etkinliğimize



Etkinlik sabahı tanıştım sevgili Mine hanımla, hemen atladı geldi, enerjisiyle, samimiyetiyle neşemize neşe kattı. Sonra hesabını ziyaret edince gördüm ki ne kadar hünerliymiş @mineiyibas tam bir hobi sever.  


Özel tasarım çantaların tatlı sahibesi sevgili @aylincemoda da hoş sohbeti ve samimiyetiyle bizlerle birlikteydi. 



Yap bir etkinlikte buluşalım diyerek etkinliğimizin gerçekleşmesine vesile olan, dikişteki hünerlerini http://bendencesitlemeler.blogspot.com.tr/ adresinden ve @sew_brck instagram hesabından ilgiyle takip ettiğimiz sevgili Saadet hanım da gülen yüzü ve tatlı sohbetiyle renk kattı günümüze. Etkinliğimizin konusu örgü dediğimde "olsun ben örgü de örerim" diyerek beni destekleyişinizi hiç unutmayacağım, desteğiniz güç verdi bana. O günden sonra ördüğü eldivenle bu işte ki ustalığını da gösterdi bizlere.  




Neslihan'ı gördüğüme ne kadar sevindiğimi nasıl anlatsam bilmiyorum ki! Hani o yazılarından fotoğraflarından samimiyetini, sıcaklığını hissettiğimiz Neslihan var ya, yakından görün siz bir de, 100 kat daha sıcak. Belki ben uzun zamandır takip ettiğim içindir, sanki çok çok eski bir dostummuş gibi hissettim. İyi ki geldin Neslihancığım.    


Mine hanım mekanımızın işletmecisine örgü öğretirken :D 






ve finish, 
Biz bu buluşmadan çok büyük keyif aldık, dilerim sizlere de bu sıcaklığı yansıtabilmişizdir. Bana yıllardır hayalini kurduğum etkinliği gerçekleştirmeyi nasip eden Rabbime sonsuz kere hamdolsun. Desteğini esirgemeyen dostlarıma da kucak dolusu teşekkürler. 
Allah devamını nasip eder inşallah. 
AMİN  

☺  

25 Nisan 2016 Pazartesi

BAKIRKÖY PAZARI VE PİJAMA TAKIMI

BEEEEN GEEEELLLLDİİİMMMMM :)

Merhaba güzel insanlar,

.................................................... yarım saattir düşünüyorum düşünüyorum ne yazsam bulamıyorum. Yazmayı da unutmuşum! 

O zaman fotoğraflardan ilerleyelim bakalım. 

Tanıdınız mı pazarı? 

Evet Bakırköy Cumartesi pazarı ve benim bu pazarda tek gittiğim bölüm "kumaşçılar". 

Doğru, çok kumaşım var ve hala da gözüm doymuyor. Vakit bulup dikebilsem sorun yok aslında ama boş vakit kısıtlı işte.  

Neyse, pazara gitme amacım sadece dikmeyi planladığım elbise için dantel almak ve biraz dolaşmaktı. 

Ama bu sefer benim hiç suçum yok, beni zorla almaya teşvik ettiler. Hep şu aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz tezgahın "bozuk yok abla dönüşte verirsin" diyen sahibi yüzünden.  

Ona para bozduracağım diye 4 parça (10 metre) kumaş aldım. Sonra onun tezgahına gidip borcumu vermek yerine bir 5 parça kumaşta ondan aldım. 

Ve sonuç

5 adet pijamalık, 1 gömleklik, 1 elbiselik, 1 hırkalık, 1 pantolonluk, 2 adet de küçük dantel parçası. He bir de 10-15 metre kadar lastik. Onun da hikayesi şöyle; lastiği yerden çekiyorum çekiyorum ucu gelmiyor, çekiyorum gelmiyor en son usanıp kucağımdaki koca lastik tomarını gösterip "bunun ucu nerede" dedim adama geldi biraz da o çekti ama ucunu bulamadı. En sonunda bir yerinden kesip "al abla hepsine 5 lira ver yeter" diyerek tıkıştırdı poşetime. Öyle yani ben istemedim :)   

Aslında hepsine sevindim ama en çok sevindiğim şu yeşil triko oldu. Geçenlerde bir mağazada gri bir hırka gördüm, kumaşı çok güzeldi, çok basit de bir modeli vardı. Öyle bir hırkaya ihtiyacım vardı ama paraya kıyıp almadım, ben bunu dikerim dedim. Zaten dikişe başladıktan sonra alış veriş yaparken çok zorlanır oldum. (Nedense bir tek kumaş alırken zorlanmıyorum) 
Neyse yerdeki kumaşları karıştırırken birden bu geldi elime, baktım aynı doku, yumuşacık, sadece rengi yeşil ama olsun bu renk hırkam yoktu zaten dedim ve aldım hemen tabi. Bakalım aynısını dikebilecek miyim.   

İşte kendime diktiğim ilk pijamanın kumaşları. 


 
Üstü önce dışarıda giyerim diye bol bol kestim sonra birden pijama üstü yapmaya karar verdim. Daraltmakta istemedim böyle bol kalsın bakalım.  

Bu kumaşımın renkleri kadar dokusu da çok güzel yumuşacık ve inanılmaz kolay dikildi. 
 
Pijama üstünün yakasına pat yapayım dedim, dikmeye dikmeye onu da unutmuşum, bir süre düşündüm nasıl yapılıyordu diye. Yamuk yumuk oldu ama yaptım sonunda. Sonra da "e ben buna pat yaptım da yakasını nasıl yapacağım şimdi" diye düşünmeye başladım. Yakaya bant döndüm baktım güzel durmadı, kısıtlı sayıdaki düğmelerimden (bakınız) birkaç tane diktim önüne.     


İşte böyleeee,

eee hadi size de bana da iyi haftalar olsun o zaman :) by  




4 Mart 2014 Salı

Koç Müzesi

Bugün sizlere booolll fotoğraflı bir post hazırladım.

Bu hafta sonu Koç Müzesine gittik ve daha önce neden gitmedik diye kendimize bol bol kızdık. Ben gerçekten bayıldım. Zaten müze ve tarihi mekanları gezmeyi çok severim onun için ben "dadından yiyemedim" o kaaaa güsel oldu yane :) 

Her şeyi anlatmak istiyorum hepsi bir bir aklımdan geçiyor ama yazmakla bitmez, anlatmakla anlatılmaz o kadar çok. Resmen bir tarih deposu. Hani tarihi eşyaların eski bir kokusu vardır, o kokuyu sever misiniz bilmem ama ben çok severim, orada bol bol içime çektim bu kokuyu.    

Biz saat 11 gibi girdik müzeye ve mecburen çıkmak zorunda kaldığımızda saat 15 idi. Yemeden, içmeden, dinlenmeden zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden deli gibi gezdik. Çalışanları da oldukça kibar ve güler yüzlüydü. Öyle bazı müzelerde olduğu gibi aman ellemeyin fotoğraf çekmeyin gibi saçma sapan yasaklarda yok. Her şeye rahat rahat bakabiliyorsunuz.

Artık susuyorum ve sizi fotoğraflarla baş başa bırakıyorum.


İlk başta yelken okulu öğrencilerinin yelkenlerini suya indirişlerini seyrettik. 10 yaşında çocuklar yelkenle açılıyorlar. Bu harika bir şey, çok imrendim onlara  arkalarından bize de bi tur attırın diye seslendim ama duymadılar :)   


Bu da benim Paspal hafta sonu kombinim.

Gelelim Koç Müzesine,  

Arabalaaarrr :)