17 Kasım 2015 Salı

Blogger Bazaar 7 Etkinliği


Bu hafta sonu, facebook ve  Instagram hesaplarımdan da duyurduğum gibi blogger Bazaarr 7 Etkinliğine katıldım. Aslında etkinlikten 3-4 gün önce haberdar olmuştum. Hafta sonu da oğlumun doğum günü partisi sebebiyle çok yoğun olacaktı ama ben yine de katılmayı çok istiyordum. Cumartesi doğum gününü yaptık, pazar günü de ben işlerimi halledip etkinliğe kaçtım. Yalnız gittiğim için çok keyifli olmasa da en azından ortamı görme, sevdiğim bir iki bloggerla tanışma fırsatı buldum. 

En başından nasıl gittim, ne yaptım, kimleri gördüm, neler aldım tek tek anlatmaya başlıyorum. 


Ne zaman kendim için bir plan yapsam mutlaka bir aksilik çıkar! 

Ben çok rahat gideceğimi sanıyorken, hafta sonu maraton olduğunu ve bir çok yolun kapalı olduğunu öğrendim. Ancak, etkinliğin yapılacağı otel evimize uzak olmasına rağmen kendime çizdiğim güzergahla rahatça gidebileceğimi düşündüm. Toplu taşıma araçlarını kullanacaktım ve kısa zamanda etkinliğin yapılacağı otele ulaşacaktım. Metroya yakın bir semtte oturduğumuz için önce metroya binecek ve İTÜ durağında inip 5 dakika yürüyerek otele ulaşacaktım. Saat 14 gibi yola çıktım! 

Günlerden pazar ve hava da güzel olunca benim gibi herkes sokaklara atmış kendini ve bir yerlere gitmeye çalışıyordu. Ama gitmek ne mümkün, otobüslerin hiçbiri gitmesi gereken istikamete gitmiyordu. Metro durağından geçmesi gerekenler metroya gelmeden geri dönüyordu. Neyse ki 10 dakika kadar bekledikten sonra metro durağından geçen tek otobüs geldi ve bindim. 


Saat 14.30 gibi Metro peronuna indim! Ama sadece indim, binemedim!!! Şansıma metro bozulmuştu. Yarım saat araç gelmedi. Yarım saat sonra gelen araçlara ise binmek kesinlikle mümkün değildi. Kendime 10 dakika verdim. Eğer 10 dakika içinde binebileceğim bir araç gelmezse eve dönecektim. Alışmıştım artık kendim için yaptığım her şey de aksilik çıkmasına, garipsemedim. Kendime fazladan verdiğim 10 dakikayla birlikte 40 dakikamı metro peronunda geçirdikten sonra gelen aracın kapı kenarında bir yer bulup ilişiverdim. İTÜ durağında indim!


Otel ve durak öyle bir yerde ki indiğiniz yerden otele gitmek için tam bir zig zag çizmeniz gerekiyor. Terziyiz ya zig zag bizim işimiz dedim, pes etmedim ve o yolu da hallettim.   


Nihayet otele girebildim! 



Blogger Bazaar için otelin üçüncü katında bir salon ayrılmıştı. Baştan bakmayı planladığım standların hepsini unutup yabancı yabancı dolaştım aralarında. Hepsi çıktıktan sonra aklıma geldi. 

Sosyal medyadan da takip ettiğim Paw by Nes ve Elvin Levinler'in standlarını özellikle ziyaret etmek istiyordum, fotoğraflarını da çektiğim halde standlarına öylece uzaktan bakıp geçmişim. 


Yine sen çok biliyorsun'un standını da çok merak ediyordum. Onunda önünden geçip gitmişim. O kadar çok stand vardı ki o an hiçbiri aklıma gelmedi. 






Daha sonra yeni takip etmeye başladığım bloggerlardan biri olan Özge Çelik'e uğradım. Çok garip ama ilk gördüğünüz anda pozitif enerjisini hissediyorsunuz. Resmen ışık saçıyor etrafına, bakar mısınız gülüşünün güzelliğine.   


Özge Çelikten sevdiklerime hediye etmek için bu şirin bileklikleri aldım. Sonra niye daha fazla almadım diye çok pişman oldum. 

  



Yine görmeyi çok istediğim standlardan biri de"Sormak, bilmekten iyidir diyen" Soran anne Çiğdem hanım'ın standıydı. Çok şirin örgü bebekler vardı standında. Aslında bebek almak gibi bir niyetim hiç yoktu sadece tanışmak için uğradım yanına. Çok yeni takip etmeye başladığım bir blogger olduğu için de Zuzucanların kendi üretimi olduğundan hiç haberim yoktu. 

Bana bebeklerin %100 Türk malı olduğunu, sigara içilmeyen ortamda ev hanımları tarafından üretildiğini, boncuk, metal, ahşap ve plastik içermediği için tamamen sağlıklı ve güvenli olduğunu anlattı. Hiç aklımda yokken çok anlamlı bir hediye olacağına inandırdı beni. 



Hem çok da şirinler baksanıza, sizce de öyle değil mi?  

Ben bir akrabamızın 1 yaşındaki bebeği için Kıpırcan'ı aldım. İnşallah kendisi de sever oyuncağını.  


Bu arada etkinlikten ayrıldıktan sonra o gün Çiğdem hanımın doğum günü olduğunu öğrendim. Kendisine sevdikleriyle nice mutlu yıllar diliyorum :)  

Geçen sene kaçırdığım Blogger Bazaar'a bu sene katılabilmiş olduğum için çok mutluyum. Seneye kısmet olursa bende kendi standımı açabilmeyi, olmadı daha çok bloggerla tanışıp onlarla birlikte misafir olarak katılmayı diliyorum.  

2 Kasım 2015 Pazartesi

Pijama

Merhaba, Hepimize hayırlı haftalar olsun 

Geçtiğimiz ay instagram'da byAntigone sayesinde kumask_ Nalan hanım'ın sattığı güzel kumaşlarla karşılaştım. Özellikle çocuklar için pijamalık harika kumaşlar olduğunu görünce, bir pijama dikme sevdasına kapıldım ki sormayın. Zaten çok uzun zamandır çocuklar için böyle kumaşlar arıyordum ama istediğim gibi bir şey bulamamıştım. 



İlk defa sanal olarak kumaş alışverişi yapacağım için denemelik birkaç kumaş almayı uygun gördüm. Ama gelen kumaşlar beklediğimden de güzel çıktı.  

Bu aralar dikişe fazla zaman ayıramadığım için şimdilik sadece iki tanesini dikebildim. 


Kalıpları Burda çocuk sayısından çıkardım. Dikimi kolay olsun diye üstü reglan kollu bir model seçtim. Yaka, bilek ve etek kısımlarına kendi kumaşından manşetler ekledim.   


Alt pijamanın da yine bel ve paça kısımlarına manşetler yaptım. 


Bir metre kadar bir kumaştan böyle bir pijama takımı çıktı. 


Yakasını yine çok beğendim


Ertesi gün dayanamayıp ikinci kumaşı da kestim. Ondan da oğlum ve kuzenlerinden birine (en küçüğüne kumaş yetmedi) birer yazlık pijama diktim. 



Ben bu pijama işini çok sevdim en kısa zamanda yeni kumaşlar alıp daha çok dikmek istiyorum.    




17 Eylül 2015 Perşembe

Pencereli elbise (Dikkat bol miktarda kalori içerir)




Aslında elbisemin yakasından başka önemli bir detayı yok. Her zaman kullandığım bluz kalıbımı uzatarak elbiseye çevirdim. Daha değişik bir elbise de yapabilirdim ama hem kumaşım az olduğu hem de kilolarım sebebiyle bu modelin daha uygun olacağına karar verdim. Elbiseyi kumaşın yettiği kadar bol kestim. 

Modeli sebebiyle o sık sık gittiğimiz tatillerde giyecek bir elbisem daha oldu :) 

Bakmayın böyle havuz başlarında çayırda çimende fotoğraflar çektirdiğime, bu sene bir aylık iznimin toplasanız üç günü tatil gibi geçti. Biz biraz tatil yapmayı beceremeyengillerdeniz de :) Bünye alışık değil.        
  

Dikiş detaylarına gelirsek, elbisemin yakasını V şeklinde kesip biye ile temizledim ve yakaya gizli biye uygulayarak küçük bir pencere oluşturup yakayı tamamladım. Yine kollarda da gizli biye kullandım. Daha temiz bir görüntüsü olduğu için gizli biyeyi kullanmayı seviyorum. 


(Türk sanat müziği korosu sanatçısı pozu :D)

Biliyorum, ben farkında olduğum gibi siz de farkındasınız artık bir un çuvalına benzemeye başladığımın. Neyse ki kompleksleri olmayan bir insanım ve kendimi kilolarımla da seviyorum. Kimisi yakıştığını söylese de ben şu fotoğrafa baktığımda pekte yakışan bir şey göremiyorum. Yakışmadığını söyleyen, kilo ver ve az ye diyenlerle aynı fikirdeyim maalesef. 

Öncesi Sonrası da yapalım
(bu arada siyah tulumu da ben dikmiştim hatırlatayım)  

Eskiden hiç kilo almayacağımı sanırdım çünkü çok yerdim ve hep tığ gibiydim. Ama son bir sene de enine doğru genişleyen tombik bir insan oldum çıktım. Resmen yaşlandığımı falan hissediyorum çünkü minyon bir yapıya sahip olduğum için eskiden herkes olduğumdan 10 yaş küçük gösterdiğimi söylerdi bende hep böyle olacağını sanıyordum meğer yanılmışım (işte "ne oldum değil ne olacağım" önemi) şimdi ise tam yaşımda (35) hatta fazla bile gösterdiğimi hissediyorum. Demek ki neymiş, kilo insanı çok değiştirebiliyormuş. 

Yakından tanıyanlar kilolarımın nedeninin göz migreni için kullandığım ilaç olduğunu bilirler. Tamam yemek yemeği de seviyorum, tamam eşim bile artık özel günlerde çiçek yerine tatlı gönderiyor, hatta ben bu satırları yazarken biraz önce eşimin gönderdiği aşağıdaki kekleri yiyor olabilirim :) ama bu 10 kilonun yemekle gerçekten alakası yok. Çünkü ben eskiden de çok yiyordum. 


Şaka bir yana ilaç fiziksel olarak yarattığı değişikliklerin yanında ruhsal olarak da beni çok zorladı. O dönem her şeyden soğumuş, etrafıyla ilgisini koparmış, bomboş bakan bir insan olmuştum. Etrafımdaki herkes bir derdin mi var diye sorup duruyordu halbuki bir şey yoktu ama benim nedense etrafımda olup bitene ilgim yoktu. O dönem blogumu bile bırakmıştım ne yazmak, ne okumak, ne dikmek hiçbiri iyi gelmiyordu. Allah'a çok şükür ilacı bıraktıktan sonra psikolojik etkilerini atlattım ama 10 kiloluk fiziksel izlerinden hala kurtulamadım.

Burada kısacık "aman kendinize iyi bakın" demek istiyorum. Bedeninizi çok yormayın, uykusuz kalmayın. Bırakın işler yarım kalsın, bitireceğim derken siz yarım kalmayın. İşler illa ki biter ama sağlık bozuldu mu kolay düzelmiyor. Ben azıcık gözüm kaşım ağrısın azcık bulanık göreyim yine başlar mı diye endişeleniyorum (Allah korusun) ama sonra insanların daha büyük dertleri olduğunu hatırlayıp halime şükrediyorum.  
Allah hepimize sağlıklı ve uzun ömürler versin.     

İlaçtan sonra kilo vermeye başlayacağımı söyleyenlerde oldu ama sanırım bu yağlar yerlerini çok sevdiler diyette yaptığım halde hiç gitmeye yeltenmediler. İlk zamanlar hiçbir kıyafetim üzerime olmadığı için biraz canım sıkılıyordu ama kilolarım sayesinde yeni bir dolap yaptığım için artık pekte takmıyorum. Ben kilo vermek istedikçe onlar daha çok yerleşiyor, ben de uğraşmıyorum artık kendileriyle. 

Şimdiiii niye yazdım bu kadar şeyi bende bilmiyorum. Belki de tipine bakmadan boy boy fotoğraflar eklemiş demeyin diye, belki de doğum yaptıktan bir ay sonra incecik olan arkadaşları görüp hasedimden çatırdadığım için yazmış olabilirim :) şaka şaka  

Son olarak da "insan önce kendini sevmeli" diyoruz ve bu yazdan kalan son dikişin yayınını da bitirip önümüzdeki sonbaharlık dikişlere bakıyoruz.  

En Large'ından ;)  



14 Eylül 2015 Pazartesi

Fistolu gömlek elbisem

Merhabalar, 

Bu etekleri fistolu kumaşımı geçen yaz Bakırköy pazarından yine çok beğenerek almıştım. Küçük bir parçaydı ve ne yapmak istediğime karar veremediğim için bir sene bekledi.

Sonunda bu yaz tatilde giymek için gömlek ile elbise karışımı bir şey yapmaya karar verdim. Yine istediğimden de güzel olan gömleğimi hem gören herkes çok beğendi hem de tatil için çok kullanışlı bir parça oldu.



Sürekli kullandığım bluz kalıbımı uzatarak çıkardım modeli. Önüne pat ekledim ve yakasına gizli biye döndüm. Etekleri fistolu olduğu için kıvırmama gerek kalmadı. 



Fistolarının güzelliğine bakar mısınız.  



İlk kullandığımda düğmeleri yoktu daha sonra düğme ekledim ve önü daha muntazam durdu. 


Ülkemiz ve milletimiz için barış ve huzur dolu nice güzel günler dileyerek bu yayını da bitiriyorum. 

18 Ağustos 2015 Salı

Payet yakalı ceketim

Herkese Merhaba

Çizgili kumaşımı, bu yaz başında ceket dikmek niyetiyle Çarşamba pazarından almıştım.

Tam da istediğim gibi oversize bir ceket kestim. Ama eşim ve kardeşim ceketimin fazlasıyla bol ve uzun olduğunu söylediler. Onlara uyup daralttım ve önü kısa arkası uzun olacak şekilde eteğini şekillendirdim. Yakasına da ön patı ile uyumlu olması için siyah yaka dönmek istedim. Ancak kumaş çizgili olduğu için sadece siyah kısmından yaka gibi oyuntulu bir parça kesmem mümkün olmadı. Birçok yol denedim ama beceremedim. Sonuç olarak yakaya payet kumaş dönmeye karar verdim. Payetle yaptığım yaka istediğimden daha da güzel oldu. 
 
 
Ceketimle iki ayrı kombin yapıp, bir düğün bir nikah çıkardım. 
 
   
Düğünde


Nikahta
 

Ben çok sevdim ceketimi, iyi ki dikmişim. :)       


31 Temmuz 2015 Cuma

Etkinlik eteklerim ve bir DIY

Merhaba ve hayırlı cumalar
 
Sevgili Funda Çağlayan'ın maksi etek dikelim etkinliğine katılmıştım. Yine en sona ben kaldım ama yine de biri DIY olan iki etek yetiştirdim. İkisi de çok basit modeller. 
 
İlki bir önceki yayında paylaştığım çizgili elbisemin eteğe çevrilmiş hali. Evet elbise üzerimde pek hoş durmadığı için etek yapmaya karar verdim.  



Beline kendi kumaşından yaptığım iki kat kemeri ekledim. Lastik geçirmeme gerek kalmadı.  
Mankenim de böyle çirkin durduğuna bakmayın, eteğin beli onun kalçasına gelmiş olabilir ama benim belime tam oturuyor. :( 

İkincisini de daha önce böyle saçma sapan bir pantolon etek olan bu pantolonu eteğe çevirerek yaptım. Sanırım kendimi çok ince belli selvi boylu zannettiğim bir dönemde denemeden aldığım bu pantolon, hiç yakışmadı bana ve hiç giyemedim. Sonunda etek yapmaya karar verdim.

Çok basit olan etek yapım aşamalarını da kısaca paylaşmak istiyorum. 


Önce ikiye katlayıp buradan kestim.


 
Paçaları iç ortalarından da keserek bu şekilde iki parça elde ettim.

Parçaları birleştirip beline de pantolonun belinden çıkardığım kemeri diktim.


Penye kumaş olduğu için çok rahat, tiril tiril bir etek oldu. 




Etkinlik için Funda hanım'a çok teşekkür ediyorum, sayenizde iki tane maksi eteğim oldu :)