Hani boş durduğumu sanmayın demiştim ya işte o dönemde diktiğim her şey bitti ve ilki ile paylaşmaya başlıyorum.
Baştan söyleyeyim, başlığa aldanıpta janjanlı bir şey beklemeyin sakın. Hayalimdeki şey olmadı çünkü.
Tuniğe geleceğim ama önce ufak bir durum raporu vermek istiyorum. Malum hareketli bir dönem yaşıyoruz.
Geçtiğimiz hafta milletimizi yasa boğan maden faciasının ardından hala kendimize gelebilmiş değiliz. Ruhsal olarak bu tür olaylardan oldukça fazla etkilenen, bundan mütevellit TV özellikle de dram ve korku filmleri bile seyredemeyen, seyredersem haftalarca bunları zihninden silemeyen bir insanımdır. Bu nedenle bu süreçteki haberlerin bile dramatik olmayanlarını seyretmeye çalışmama rağmen gece başımı yastığa koyduğumda gözümün önünden soma görüntülerinin geçmesine mani olamadım. Olay neden/nasıl oldu, maden nasıl bir yerdi, neden önlem alınmamıştı, içerdekiler ve dışardakiler neler hissediyordu, neden fıtrat/kader dendi, tekmeler yumruklar neden savruldu, suçlular zalimler cezasını bulacak mıydı vs vs. Biliyorum ki çoğumuz hala bu olayın üzüntü ve şaşkınlığını yaşıyoruz. Ama insanına değer verilen daha güzel bir ülkede yaşamak ve gidenlere dua etmekten başka yapacak bir şeyimiz yok maalesef.
Somanın yanı sıra, etrafımdaki insanların benzer değişiklerini anlamlandırmaya çalıştığım bir süreç içerisindeyim. Artık mevsimsel midir, ayın yıldızların konumundan mıdır, toplumsal olayların etkisi midir, benim yorgunluktan fazla önemsiyor olmam mıdır bilemem ama insanlar bu aralar bir garip.
Dikiş cephesinde ise, geçtiğimiz bir aylık zaman zarfı içinde önüme gelen herkese sana bir şey dikeyim diye söz verip bunları vaktinde yetiştirmek için, işten gelip gece yarılarına kadar dikiş dikmekle uğraşmakta beni ziyadesiyle yordu. Yine kendime çok kızdım ve yine "dar vakitte kimseye söz vermeyeceğim" diye şart koştum. Tabi buna ne kadar sadık kalırım orası şüpheli!
21 Mayıs 2014 Çarşamba
15 Mayıs 2014 Perşembe
UTANIYORUM
Bu fotoğrafa baktıkça;
işime kusur bulduğum için utanıyorum,
işe gitmeye üşendiğim için utanıyorum,
işe giyecek kıyafet bulamamaktan şikayet ettiğim için utanıyorum,
önümdeki yemeği beğenmediğim için utanıyorum,
akşam iş çıkışı yoruldum dediğim için utanıyorum,
akşam iş çıkışı yoruldum dediğim için utanıyorum,
babamın emeğine saygı duymadığım için utanıyorum,
Ben bunları belki yaptım belki yapmadım
ama yapanlar adına ben
UTANIYORUM.
Şimdi siz söyleyin;
biz mi çalışmışız, biz mi yorulmuşuz, bizim mi üstümüz kirlenmiş
yoksa
ONLARIN MI?
Allah'tan madenlerde hayatını kaybedenlere en güzel cennetlerini nasip etmesini, ailelerine de sabırlar vermesini diliyorum. Dualarımızı eksik etmeyelim.
Başımız sağ olsun TÜRKİYE'M
2 Mayıs 2014 Cuma
İlham olmak ne güzelmiş...
Üçüncü kez ilham olmanın sevinç ve gururunu yaşıyorum. Bir arkadaşım daha diktiklerimin cazibesine :P dayanamamış ve dikişe başlamış.
İlham olma meselesinin geçmişine gidecek olursak, ilk talihli kişi eltimdi ancak kendisinden henüz bir icraat göremedik. İkinci talihlimizi de bu yazımı okuyanlar bilirler. Üçüncüsü ise aslında kardeşimin sınıf arkadaşı olan benimde dikiş vesilesi ile tanıştığım sevgili Esma.
Nasıl bir egoya sahipsem ben ilham alınan kişi, diktiklerim cazibeli, dikişe başlayanlar talihli oluverdi :D (pardon burada iç sesim araya giriyor : tüüüü hadi ordan kendini beğenmiş seni, halt etmişsin) araya girmeyin lütfen bunu hak ettim. :)
İşin şakası bir yana, tabii ki ilham alınacak bir şey yaptığım yok. Aslında her kadında olduğu gibi bu arkadaşlarımın da içinde dikiş aşkı varmış.
Ama bana göre dikenler biraz daha farklı çünkü gidip mağazadan almak ile kendin dikmek arasında oldukça büyük bir emek farkı var.
Sevgili Esmacık da kayınvalidesinin dikiş makinesine el koymuş, güzel güzel kumaşlar almış ve bakın ne yapmış.
İlham olma meselesinin geçmişine gidecek olursak, ilk talihli kişi eltimdi ancak kendisinden henüz bir icraat göremedik. İkinci talihlimizi de bu yazımı okuyanlar bilirler. Üçüncüsü ise aslında kardeşimin sınıf arkadaşı olan benimde dikiş vesilesi ile tanıştığım sevgili Esma.
Nasıl bir egoya sahipsem ben ilham alınan kişi, diktiklerim cazibeli, dikişe başlayanlar talihli oluverdi :D (pardon burada iç sesim araya giriyor : tüüüü hadi ordan kendini beğenmiş seni, halt etmişsin) araya girmeyin lütfen bunu hak ettim. :)
İşin şakası bir yana, tabii ki ilham alınacak bir şey yaptığım yok. Aslında her kadında olduğu gibi bu arkadaşlarımın da içinde dikiş aşkı varmış.
Ama bana göre dikenler biraz daha farklı çünkü gidip mağazadan almak ile kendin dikmek arasında oldukça büyük bir emek farkı var.
Sevgili Esmacık da kayınvalidesinin dikiş makinesine el koymuş, güzel güzel kumaşlar almış ve bakın ne yapmış.
28 Nisan 2014 Pazartesi
Boş oturduğumu sanmayın ;)
Güüüünaaayyydııınnnn
Bu aralar sesim pek çıkmıyor. Ama sanmayın ki dikiş dikmiyor boş duruyorum.
Şu sıralar bildiğiniz bir konfeksiyon atölyesi gibi seri üretim yapıyorum neredeyse :)
Mayıs'a yetişmesi gereken o kadar çok proje var ki, o kadar çok kişiye söz verdim ki inşallah altından kalkabilirim.
Biraz ipucu vereyim.
Pek yakında hepsi blogda olacak inşallah, takipte kalın emi :D
Bu aralar sesim pek çıkmıyor. Ama sanmayın ki dikiş dikmiyor boş duruyorum.
Şu sıralar bildiğiniz bir konfeksiyon atölyesi gibi seri üretim yapıyorum neredeyse :)
Mayıs'a yetişmesi gereken o kadar çok proje var ki, o kadar çok kişiye söz verdim ki inşallah altından kalkabilirim.
Biraz ipucu vereyim.
Pek yakında hepsi blogda olacak inşallah, takipte kalın emi :D
22 Nisan 2014 Salı
"Kendin Dik" ile röportaj yaptım beeen :)
Hep ünlü birileriyle röportaj yapmayı istemişimdir. Dikiş kadar olmasa da garip bir şekilde ilgi duyuyorum bu işede. Aslında bu istek blogdan sonra daha da arttı diyebilirim. Bilemiyorum, belki de beğendiğim insanlara sormak istediğim sorular olduğundan böyle hissediyorumdur. Ama sonundaaa istiyordum ve yaptım. :)
Hemdeeee [burada heyecan yapın :)] dikiş işine sevdalı, öğrendiği her şeyi detaylarıyla paylaşan, her yayınını ilgiyle takip ettiğimiz, bol bol etkinlik düzenleyen, en sevdiğim yönü kendisiyle barışık olması olan, sensei olmayı ret eden baş çekirgemiz Kendin Dik'in neşeli sahibesiyle. :)
Kendisinin 5 binden fazla takipçisi var ve daha önce yerli, yabancı web sitelerine ve dergilere röportaj vermiş ayrıca da TRT1'in Eline Sağlık programına konuk olmuştu.
İlk röportaj için biraz yüksekten mi başladım ne! :D
Çok yoğundu ama sağ olsun beni kırmadı. Malumunuz kendisi Ankara'da ben İstanbul'da olduğumdan sanal bir röportaj oldu bu ama yine de çok keyifliydi. Aynı hobiyi paylaşıyor olmamızdan mütevellit cevaplarının çoğunda resmen kendimi buldum.
Umarım siz de keyifle okursunuz :)
- Hepimiz KendinDik’in “KALPLERE DİKİŞ AŞKI AŞILAYAN SİTE” olduğunu biliyoruz peki kim bu Kendin Dik’in neşeli sahibesi İrem?
En büyük merakı kendi ruhunun derinliklerini keşfetmek olan, gezgin bir terzi J
18 Nisan 2014 Cuma
Ümraniye Kumaşçıları
Şimdi baktım da en son kumaş alışverişine 4 ay önce çıkmışım.
Bravo bana iyi dayanmışım değil mi? Tabi arada by Antigone'den gelen hediye kumaşlar olmasa bu kadar dayanamayabilirdim.
Sonunda kumaş sevdamda yaşanan patlama sonucu Cumartesi günü soluğu Ümraniye kumaşçılarında aldım. Vakit olsaydı her dükkanı didik didik ederdim ama çok uzun uzun dolaşamadım. Yine zaman planlaması yapamayan ben dar vakitte bu işe kalkışıp iki ayağımı bir pabuca sokmuş bulundum.
17 Nisan 2014 Perşembe
8 Nisan 2014 Salı
Yazın ne giymeli
Özellikle yaz aylarında giyilecek rahat şeyler bulamamak bir çoğumuzun ortak sorunudur değil mi. En azından benim bir zamanlar en yakındığım konu buydu. Bir de hanım hanımcık ve rahatınızı kaçırmayacak şeyler giyinmeyi seviyorsanız çoğunlukla istediğinizi bulamazsınız. Yakası derli topludur ama ya boyu uzun/kısadır ya kolu çok açıktır ya omuzu oturmaz, kolu düzgün olsa yakası çok abartılıdır yada bulursunuz ama çok pahalıdır, bir şekilde bir yeri size uymaz :(
Benim dikişe merak sarmamın en önemli nedenlerinden biri de işte budur "aradığımı bulamamak". Şimdiye kadar istediğim tarzda pek bir şey bulamadım.
Benim dikişe merak sarmamın en önemli nedenlerinden biri de işte budur "aradığımı bulamamak". Şimdiye kadar istediğim tarzda pek bir şey bulamadım.
3 Nisan 2014 Perşembe
Aycan'ın atölyesinde çekiliş var
Aycan'ın atölyesinde çekiliş var. Kumaşlar çok güzel, haydi siz de gelin :)
Buradan;
http://aycanulus.blogspot.com.tr/2014/04/ilk-cekilisimi-duzenliyorum.html
1 Nisan 2014 Salı
MİM
Bu aralar herkes mimleniyor, sağolsun Türkancığım da beni mimlemiş. Teşekkürler Türkan.
İşte benim cevaplarım.
1. Neden ''blog'' adın?
Blog adım "by Hande Erdede" yani gerçek adım ve soyadım. Aslında bunu kullanıyor olmamın özel bir nedeni yok hatta hobi blogu yönettiğim için arama motorlarında dikiş yazınca blogumun çıkmama ihtimali de çok yüksek ama biraz seviyorum kendimi sanırım yaptığım işlerin kendi adımla anılmasını istiyorum. Biraz da isim bulmaya üşendim diyebiliriz ;)
2. Hayat felsefeni belirleyen söz nedir?
Bu aralar doğruluğuna en inandığım söz "Ummadığın taş baş yarar" oldu. Gerçekten ummadığım insanlardan ummadığım şeyler gördüm. Yine de kimseyi suçlamak istemem yaşadığımız herşeyin sorumlusu yine biziz, demek ki ben de bir yerde yanlış yapmışım.
3. Kendinle ilgili 3'ü doğru 4 şey nedir?
1- Güvenilir bir insanımdır söylenmeyecek şeyi asla söylemem, sağlam sır saklarım yani.
2- Boş durmayı hiç sevmem, aklımda sürekli yapılacak şeyler vardır. Çok fazla vakit ayıramasam da dikiş hep ilk sıralardadır.
3- Büyük hayallerim varDI! Artık yok, akışına bıraktım hayatı.
4- Hakkımda yanlış bilinen şey ise; kendimi bildim bileli beni uzaktan tanıyan insanlar tarafından havalı, kendini beğenmiş, soğuk, suratsız gibi yakıştırmalar yapılmıştır ve yapılıyorda ama tanıştıktan sonra öyle olmadığımı anlıyorlar. Aslında çok eğlenceli bir insanımdır ama bu biraz da karşımdakine bağlı o somurtuyorsa benim durup dururken şebeklik yapacak halim yok ya. Şimdiye kadar "aaa ben onunla hayatta arkadaş olamam, anlaşamam" diyen arkadaşlarımın neredeyse hepsiyle görüşüyoruz hem de kanka kıvamında.
ohhh bu soruları da cevapladık oldu da bitti maşallah.
Benim mimlerim de;
Nilgün Sözveren
Saadet Yamak
Melike Baykara
Hobi Zen
İşte benim cevaplarım.
1. Neden ''blog'' adın?
Blog adım "by Hande Erdede" yani gerçek adım ve soyadım. Aslında bunu kullanıyor olmamın özel bir nedeni yok hatta hobi blogu yönettiğim için arama motorlarında dikiş yazınca blogumun çıkmama ihtimali de çok yüksek ama biraz seviyorum kendimi sanırım yaptığım işlerin kendi adımla anılmasını istiyorum. Biraz da isim bulmaya üşendim diyebiliriz ;)
2. Hayat felsefeni belirleyen söz nedir?
Bu aralar doğruluğuna en inandığım söz "Ummadığın taş baş yarar" oldu. Gerçekten ummadığım insanlardan ummadığım şeyler gördüm. Yine de kimseyi suçlamak istemem yaşadığımız herşeyin sorumlusu yine biziz, demek ki ben de bir yerde yanlış yapmışım.
3. Kendinle ilgili 3'ü doğru 4 şey nedir?
1- Güvenilir bir insanımdır söylenmeyecek şeyi asla söylemem, sağlam sır saklarım yani.
2- Boş durmayı hiç sevmem, aklımda sürekli yapılacak şeyler vardır. Çok fazla vakit ayıramasam da dikiş hep ilk sıralardadır.
3- Büyük hayallerim varDI! Artık yok, akışına bıraktım hayatı.
4- Hakkımda yanlış bilinen şey ise; kendimi bildim bileli beni uzaktan tanıyan insanlar tarafından havalı, kendini beğenmiş, soğuk, suratsız gibi yakıştırmalar yapılmıştır ve yapılıyorda ama tanıştıktan sonra öyle olmadığımı anlıyorlar. Aslında çok eğlenceli bir insanımdır ama bu biraz da karşımdakine bağlı o somurtuyorsa benim durup dururken şebeklik yapacak halim yok ya. Şimdiye kadar "aaa ben onunla hayatta arkadaş olamam, anlaşamam" diyen arkadaşlarımın neredeyse hepsiyle görüşüyoruz hem de kanka kıvamında.
ohhh bu soruları da cevapladık oldu da bitti maşallah.
Benim mimlerim de;
Nilgün Sözveren
Saadet Yamak
Melike Baykara
Hobi Zen
26 Mart 2014 Çarşamba
Facebook'tayım
![]() |
Aslında blogum için bir facebook sayfası açmaya hiç niyetim yoktu. Ama dün blogumla ilişkilendirilmiş bir facebook sayfamın olması gerektiğine karar verdim. Çünkü blogda tüm yayınlarınızı toplu halde göremiyorsunuz ama facebookta hepsini bir albümde toplayabiliyorsunuz. Bu sayede diktiklerimi toplu olarak görebileceğim bir sayfam daha olacak. Hem de blogu olmayanlar isterlerse beni facebook'tan takip edebilecekler.
22 Mart 2014 Cumartesi
Bu mudur!
Şimdiye kadar, benim gibi dikişi kendi kendine öğrenen biri için zor denebilecek birçok şey diktim. Ama nedendir bilmiyorum bu diktiklerimin hepsine annem tarafından alelade şeyler muamelesi yapıldı.
Tamam herşeyi çok kolay beğenmez ama bugün şu hiçbir özelliği olmayan elbiseme olağanüstü birşey muamelesi yaptı ya çok şaşırdım. :-) .
Tamam herşeyi çok kolay beğenmez ama bugün şu hiçbir özelliği olmayan elbiseme olağanüstü birşey muamelesi yaptı ya çok şaşırdım. :-) .
Ona birkaç tane bu elbiseden dikeyimde biraz daha övgü alayım! Alem kadın :)
Bu arada ilk defa telefondan post yazıyorum, ne zormuş iki satırı yarım saatte yazdım.
20 Mart 2014 Perşembe
6 Mart 2014 Perşembe
Robalı deri kollu ekose gömlek
Sonunda burada bahsettiğim ekose gömleğimi bitirdim. Aslında biteli bir hafta oldu ama çektiğim fotoğrafları hiç beğenmediğim için paylaşmak istemedim. Ben fotoğraflarda diktiğim şeyin detayları görünsün istiyorum. Onun için en iyisini çekince yayınlamayı uygun gördüm.
Kalıbımız robalı, çok fazla detayı olmayan ve düzeltme istemeyen basit bir kalıptı. Yanlış duymadınız Burda'nın bir kalıbını fazla düzeltme yapmadan dikmiş bulunuyorum. 38 beden çalıştım ve cuk oturdu üzerime. Beni yormayan, yaka hariç diğer aşamalarını sökmeden tek seferde tamamladığım bir çalışma oldu. Yaka mevzusunda ise Miray ve Türkan'a uydum. Onlar gibi güzel ayaklı yaka yapabileceğimi sandım ancak yanılmışım. Benim yaka olmadı. Dört parçadan oluştuğu için önce yanlış sırayla diktim. Sonra baktım kalıba göre kestiğim yaka kısa geldi. Telayı ters koyup kumaş yerine ütüye yapıştırmam da cabası :) Neyse beceriksizliklerimi anlatmayacağım.
Kalıbımız robalı, çok fazla detayı olmayan ve düzeltme istemeyen basit bir kalıptı. Yanlış duymadınız Burda'nın bir kalıbını fazla düzeltme yapmadan dikmiş bulunuyorum. 38 beden çalıştım ve cuk oturdu üzerime. Beni yormayan, yaka hariç diğer aşamalarını sökmeden tek seferde tamamladığım bir çalışma oldu. Yaka mevzusunda ise Miray ve Türkan'a uydum. Onlar gibi güzel ayaklı yaka yapabileceğimi sandım ancak yanılmışım. Benim yaka olmadı. Dört parçadan oluştuğu için önce yanlış sırayla diktim. Sonra baktım kalıba göre kestiğim yaka kısa geldi. Telayı ters koyup kumaş yerine ütüye yapıştırmam da cabası :) Neyse beceriksizliklerimi anlatmayacağım.
Kalıba göre kestiğim ve olmayan yaka bu.
Bu da benim ayaklı yaka dikme yöntemim.
Yaka oyuğunun ölçüsüne göre kesiyorum
Kenarlarından da diktim mi işlem tamam.
Gelelim gömleğimin bitmiş haline.
4 Mart 2014 Salı
Koç Müzesi
Bugün sizlere booolll fotoğraflı bir post hazırladım.
Bu hafta sonu Koç Müzesine gittik ve daha önce neden gitmedik diye kendimize bol bol kızdık. Ben gerçekten bayıldım. Zaten müze ve tarihi mekanları gezmeyi çok severim onun için ben "dadından yiyemedim" o kaaaa güsel oldu yane :)
Her şeyi anlatmak istiyorum hepsi bir bir aklımdan geçiyor ama yazmakla bitmez, anlatmakla anlatılmaz o kadar çok. Resmen bir tarih deposu. Hani tarihi eşyaların eski bir kokusu vardır, o kokuyu sever misiniz bilmem ama ben çok severim, orada bol bol içime çektim bu kokuyu.
Biz saat 11 gibi girdik müzeye ve mecburen çıkmak zorunda kaldığımızda saat 15 idi. Yemeden, içmeden, dinlenmeden zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden deli gibi gezdik. Çalışanları da oldukça kibar ve güler yüzlüydü. Öyle bazı müzelerde olduğu gibi aman ellemeyin fotoğraf çekmeyin gibi saçma sapan yasaklarda yok. Her şeye rahat rahat bakabiliyorsunuz.
Artık susuyorum ve sizi fotoğraflarla baş başa bırakıyorum.
Gelelim Koç Müzesine,
Arabalaaarrr :)
Bu hafta sonu Koç Müzesine gittik ve daha önce neden gitmedik diye kendimize bol bol kızdık. Ben gerçekten bayıldım. Zaten müze ve tarihi mekanları gezmeyi çok severim onun için ben "dadından yiyemedim" o kaaaa güsel oldu yane :)
Her şeyi anlatmak istiyorum hepsi bir bir aklımdan geçiyor ama yazmakla bitmez, anlatmakla anlatılmaz o kadar çok. Resmen bir tarih deposu. Hani tarihi eşyaların eski bir kokusu vardır, o kokuyu sever misiniz bilmem ama ben çok severim, orada bol bol içime çektim bu kokuyu.
Biz saat 11 gibi girdik müzeye ve mecburen çıkmak zorunda kaldığımızda saat 15 idi. Yemeden, içmeden, dinlenmeden zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden deli gibi gezdik. Çalışanları da oldukça kibar ve güler yüzlüydü. Öyle bazı müzelerde olduğu gibi aman ellemeyin fotoğraf çekmeyin gibi saçma sapan yasaklarda yok. Her şeye rahat rahat bakabiliyorsunuz.
Artık susuyorum ve sizi fotoğraflarla baş başa bırakıyorum.
İlk başta yelken okulu öğrencilerinin yelkenlerini suya indirişlerini seyrettik. 10 yaşında çocuklar yelkenle açılıyorlar. Bu harika bir şey, çok imrendim onlara arkalarından bize de bi tur attırın diye seslendim ama duymadılar :)
Bu da benim Paspal hafta sonu kombinim.
Gelelim Koç Müzesine,
Arabalaaarrr :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














