Sabah 6'da kalkıyorum işten eve gelmemiz saat 20:00'yi buluyor, yemek hazırla çocuğu yedir (ki kendisinin yemeğe ikna olması ve yemesi bir saat sürüyor) saat oluyor 21,30, yemekten sonra çocuk oyun oynamak istiyor her ne kadar babası ilgilenmek istese de oğlumuz çoğu zaman benimle olmak istiyor ve tabi ben onun gönlünü yapmaya çalışıyorum saat oluyor 22:30, çocuğu yatır vs. derken benim yatmam en erken 23:30. Tabi arada yapılacak ev işleri de olmuyor değil hani. Hafta sonunun ise nasıl geçtiğini ben hiç mi hiç anlamıyorum. Mutlaka birşey çıkıyor. İki gün tatil bana yetmiyor da yetmiyor.
Acaba ben zamanı verimli kullanmayı işlerimi biriktirmemeyi ne zaman öğreneceğim çok merak ediyorum! :(
Neyse içimi döktükten sonra gelelim kesip kesip bıraktığım birikmiş dikişlerime. Üzerlerinde hangisinin ne olacağı yazıyor. İçlerinden sadece dört tanesi bana ait. Gerisi anneye, kardeşe ve arkadaşa. Allahtan onlar da ne oldu bizim elbiseler diye sormuyorlar. Gerçi onlar istemediler ben ısrar ettim dikeyim diye (Çok iyi terziyim (!) çok bol vaktim var ya). Madem öyle niye ısrar ettin demeyin çünkü ben kendine müslüman bir insan değilim başkalarını mutlu etmek hoşuma gidiyor. Dikişten önce de her alışverişte kardeşlerime de birşeyler alırdım. Değişmedi işte bu huyum.
























