doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2016 Salı

MİNİŞ BİR ELBİSE

Merhabalaarr, 

Minik bir elbiseyle geldim bu sefer. 


Tabii ki kalıbımız Burda çocuk dergisinden, hatta sanırım kapaktaki model.  


Bu şirin elbiseyi oğlumun sınıf arkadaşına doğum günü hediyesi olarak diktim. Arkadaşlarına oyuncak dışında hediye alınamayacağı konusunda inat eden küçük beyimize yine "kıyafet alalım mı" diye sordum, cevabı uzuuuun bir çemkirmeyle (kime çektiyse) "hayır" oldu. Sonra ben mi diksem acaba diye bir teklif sundum zat-ı alilerine ve elimdeki en uygun malzemeleri önüne serdim. Şaşırttı beni ve sevdi fikrimi, beraber model seçtik ve kalıp çıkardık. 


Kumaş tülbent gibi biri beyaz biri yavru ağzı renginde iki kattan oluşuyordu. Sanırım beyazı astar niyetiyle içine eklemişlerdi ve ben de astar olarak kullandım zaten. Üst bedeni çok kolay oldu. Modelde alt kısmı büzgülü aslında ama ben bir türlü düzgün büzgü yapamayınca pili yapmaya karar verdim. Belinin de ön kısmına desenli bir kurdele arkasına da aynı kalınlıkta kuşak yaptım. İlik açmaya fırsatım olmadığı için arkasına çıtçıtlar ve üzerine düğme diktim. Burada ütüsüz olduğu için çirkin duruyor ama fıstığımızın üzerinde gayet güzel duruyordu.      


Elbiseyi bitirip baktığımda yine hayran olmuştum! Ama beni asıl mutlu eden şey, elbisenin sahibi olan pembimizin [okulda pembi diyorlarmış :)] annesinin, el emeğinin değerini bilen ve saygı duyan harika bir anne olmasıydı. Teşekkür etmek için beni aradığında, annesinin de terzi olduğunu ve bu işin içinde büyüdüğü için ne kadar emek verildiğini çok iyi bildiğini anlattı. Belki gerçekten çok ahım şahım değildi elbise farkındayım ama o telefonda bana emeğimin ne kadar değerli olduğunu hissettirdi. İşte o zaman iyi ki dikmişim diye sevinç çığlıkları atıyordum içimden. Bir dee doğum gününde giyilecek kadar güzel olmadığı halde doğum gününde de giydirmişti ki, siz düşünün artık mutluluğumu :D Doğum günü hediyesi bana verilmişti sanki. 

Evet diktiğim her şeye çok emek harcıyorum ama bitirdiğim zaman çektiklerimin hepsini unutuyorum. Şu küçücük elbise ile dört akşam uğraştım ama bitince bütün yorgunluğum da bitmişti. Nedense bazen yaptığım işi basite indirgiyorum sanırım. Geçenlerde Türkan'cım da bir yorumunda emeğimizin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatmıştı bana. Aslında bana öyle günlük giymek için onu dik bunu dik diyenlere de kızmıyor değilim hani. Ben bir çok işimi yarım bırakıp hatta uykumdan vazgeçip zaman ayırıyorum dikişe. 

Ay şimdi aklıma ne geldi, anlatmam lazım hemen :) okuyunca bana yuh diyeceksiniz eminim ama olsun yine de yazıciimmm :) 

Daha liseye falan gidiyorum annemin zoruyla çeyizim için dantel yatak örtüsü takımı örmeye başladım. Bana dantel ördüren annem de elbeziden başka bir şey öremez, dantelin D sinden anlamaz yani. Neyse kullanmayacağım şeyleri bana niye ördürüyorsun diye istemeye istemeye başladım dantele. Örüyorum ama bakıyorum yanlış oldu kaç sıraysa artık umursamadan söküyorum baştan örüyorum. Bir şey yapıyorsam düzgün olacak arkadaş, o zamanlar çok titizim :P Öyle öyle bir çarşaf iki yastık kenarını bitirdim. Onları bitirmem baya bir zaman aldı sonra bıraktım ve bir süre de sandıkta beklediler. Annem baktı evlenme çağımız geliyor Hande'nin de bunu bitirmeye hiç niyeti yok, bitirmesi için kuzenimin eşine verdi dantelleri. 

Bir gün oturuyoruz Sevim ablam bir çarşaf kenarının yarısını falan yapmış, çok bilmiş yılların dantel duayeni ben de yaptığını kontrol ediyorum. Anaaaa yanlış yapmış ya, trabzan sayıları farklı farklı, köprü yapmamış kare yapmış, nasıl olur çokta güzel dantel yapar halbuki!!!!  
Atmaca gibi atladım tabi hemen (rica ederim kullanmayacak olsam da sonuçta çeyizim bu benim) "yanlış yapmışsın Sevim abla olmamış bu" dedim (bak içimden yine geçti "terbiyesiz", hatırladıkça kendime terbiyesiz derim de :). 
Çok biliyorum ya tek tek de gösterdim yanlışları. Rahmetli halacım da her zaman olduğu gibi yine benden taraf oldu ve gelinine sen benim yeğenimin işine özenmedin de oydu da buydu da diye bir sürü çemkirdi. Neyse ki Sevim ablam takmaz öyle şeylere o da ona çemkirdi :) Kattım mı ortalığı bir birine :D 

Ve tabii ki o dakikadan sonra ablam o dantele bir daha elini sürmedi. Ben suratıma atmadığına şükrediyorum aslında (yapardı da niye yapmadı ki acaba!!!). 

Sevim ablam yaa çok güzel insandır kendisi, neşe doludur. Çok seviyorum seni Allah gönlüne göre versin her şeyi, neşen hep daim olsun.

Öyle işte gördüğünüz gibi ben de bir zamanlar emeğin kıymetini bilmeyen bir insanmışım meğer. Şimdi kalkmışım bana sokakta giymeye etek dik demeyin diyorum :) 
Gençlik işte yaa, sanırım o zamanlar insan karşısındakini kırabileceğini düşünemiyor. Büyüdükçe fark ettim ki, ben insanlara güzel şeyler söylediğimde daha mutlu oluyorum. Blogum da güzel yorumlar aldığım zaman hissettiğim mutluluğu herkesin hissedeceğini bildiğim için de herkese güzel yorumlar yazmaya çalışıyorum. Kalp kırmanın kimseye faydası yok bilakis faydalı olan insanları mutlu edebiliyor olmak. Yani en azından ben mutlu edince mutlu olan türden bir insanım :) Eğer birini kırdıysam günlerce onun vicdan azabını çekerim. Amaaann çok uzattım. Eski yazılarıma benzedi dimi uzun uzun :) Neysem haydin hepinize byyyyyy 

aaaaa bu arada dantel ne mi oldu? Sevim ablanın kardeşinin gelini bitirdi. Gayette güzel oldu, isteyince oluyormuş değil mi Sevim hanııımmm :))) 


      




















        

23 Kasım 2015 Pazartesi

BEŞİKTAŞ TEMALI DOĞUM GÜNÜ PARTİMİZ

Merhabalaaarr, 

Geçtiğimiz hafta cumartesi canım oğlumun doğum gününü kutladık. 


Sizi önce doğum günü çocuğumuzun annesiyle tanıştırayım, by Hande Erdede. Tanımıyorsunuzdur falan!!! 

Bol koşuşturmacalı bir gün olacağını tahmin ettiğim için rahat bir kıyafet tercih ettim. Siyah gömlek ve pantolonuma renk katmak içinde dore babetlerimi giydim. Boynumdakini kıyafetime uyduğunu görünce fotoğraf çektirmek için boynuma geçiriverdim sadece. Bütün gün onunla dolaştım sanmayın :) 

Doğum günü hazırlıklarımız böyle başlamadı, 

böyle başladı 
Ben tam bütün tasarımları bitirmişken bizim ki vazgeçip Beşiktaşlı istiyorum dedi. 

Mecburen her şeye baştan başladım.

Önce A5 ebadındaki kağıda uygun şekilde tasarladığım davetiyelerimizi hazırladım.  


Ortaya kartal resminizi koyup kenarları beyaz bıraktım. Kenarları da katladığımız da zarf şeklinde bir davetiyemiz oldu. Açık kalan tarafını da yine kendi hazırladığım etiketle birleştirerek kapattık. 

    
İç tarafını ise yukarıdaki gibi tasarladım. 

Bizimkinin üç ayrı arkadaş grubu vardır, okul arkadaşları, mahalle arkadaşları ve kuzenleri. Biz doğum gününü evde organize ettiğimiz ve evimiz biraz minnacık olduğu için mahalle arkadaşlarıyla küçük bir kutlama yapmayı tercih ettik. 

A3 ebadında hazırladığım kapı süsümüzü etrafını balonlarla süsleyip kapımızın dışına astık. 
  
    
 Duvar flamamızı pinterestten buldum ve ortalarına harfler ekledim. Bizimkinin ismi biraz uzun olduğu için sadece baş harflerini yazmayı tercih ettim.

Bunların dışında bol bol da Beşiktaşlı balonumuz vardı. Evi süsleme görevini verdiğim kardeşim ve yeğenim tarafından şişirilip koltuğun arkasına atılan balonlar gün boyunca kimse tarafından fark edilmedi ve hiçbir işe yaramadı. Ayrıca bunlardan hareketli şarkılardan oluşan bir cd hazırlamalarını istedim. Bulamamışlar!!! mumları Beşiktaş'ın hadiiii hisseeeettt şarkısıyla üfledik. 
Sonra da bana hiç bir şeyi beğenmiyorsun diyorlar, beğenmem tabiiii :) bir işi de doğru yapın dimi. 
Neyse balonları akşam itinayla patlattık ve bıcırlar kendi kendilerine oyuna dalınca müziğe falan hiç ihtiyaç olmadı.
Ben de bulmuşum da bunuyorum dimi. Ama oğlumun 3. yaş doğum gününü itina ile organize eden teyzesini bu sene organizasyon dersinden sınıfta bıraktık. :)         


Pastamızın güzelliğinin gözlerinizi kamaştırdığını ve ağzınızı sulandırdığını tahmin edebiliyorum. Yeğenim pasta taşımakla top poşeti taşımayı karıştırdığı için pastamız geldiğinde bu haldeydi. Sağlık olsun dedik ne yapalım.   


Gelen çocuklarımızın hepsi farklı farklı takımları tutuyordu. Daha kapıdan girerken "bunlar da her yeri Beşiktaşlı yapmışlar" "sen benim Beşiktaşlı olmadığımı bilmiyor musun" "niye benim takımdan yapmadım" şeklinde bol bol çemkirdiler. :) Çocuğum mum üflerken yanındaki bıcır hala "sen benim Fenerbahçeli olduğumu bilmiyor musun" diye mum üfleme anını sabote etmeye devam ediyordu. Ama sonuçta yemeklerini o Beşiktaşlı tabaklarda yedirdim onlara, nihahahaaaaa :D Bayılıyorum ben bunların küçücük akıllarından çıkan kocaman laflara, hepsi çok tatlılar maşallah. 




Sağ olsunlar kayınvalidem, annem, görümcem ve arkadaşım bir sürü şey yaptılar ben bir tek poğaça yaptım o da tuzsuz oldu.     
  

Eritip çekilmiş kuru yemiş ile karıştırdığım çikolatayı silikon kalıplarla şekillendirdim ve poşetlere koyup misafirlerimize hediye ettik. 


Poşetlerin ağzına zımbaladığımız kapaklar yine benim tasarımımdı.

Doğum günümüzü bu şekilde geçirdik çok şükür.  

Allah hepimizin evladına nice nice uzun, mutlu, sağlıklı, başarılı, güzel yıllar nasip etsin İnşAllah.